Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
Benım de bir yüregim var. Hep güçlü Hep mağrur Hep katı olmalıydım ya ne de olsa hayat bır oyundu ve yenilmemeliydim... sanki ne denli katı olursam ne denli sevgisiz o kadar galip gelecektim hayata karsı... yıllarca taktım maskemi ne denli kırılgan olsam da en katısı oldum cevremdekilerin ne kadar sevmek istesem de insanları sanki bir parça olsa da yoktu sevgı kalbimde onlara göre... güvenmek isterken delice güvensizligi yasattım herkese Mungan''ın dedıgı gıbı kırılgan bır cocuktum ben bir yanım sarp ucurum bır yanım cılgın dağ doruğu... Çünki ben çoktan ögrenmistim hayatın hiç te pembe görünmedigini cocukken okudugum masallarda ki gibi degildi ki herşey.... büyüyünce anladım ki hiçte mutlu sonla bitmiyordu hikayeler... ......................... ne kadar güçlü görünsem de kırılgandı hep cocuk yanım bilseler... kılrılganlıklarım;cocuklugumu aldı ellerimden büyüdüm... gercek dünyanın yüzeysel insanlarından oldum ıstemeden... cocuk gülümsemelerimi örten somurtkan bir maske takmısım iste farketmeden... ................. cocukluğum her yıl biraz daha uzaklasmıstı benden her gecen zamanla biraz daha eksilmistim... daha donuk olmustu bakıslarım daha soguktu artık ellerim... sanki kalbim sadece fiziksel görevi icin vardı kalp ;sevmeye de yarardı bilirdim yürek olurdu... ............... Hep eksiktim eksitilmis..... ................ Oysa ne kadar özlemistim sacımın oksanmasını sefkatle dokunan ellerı ellerıme... sevgıyle bakılmayalı cok olmustu gözlerıme...... ............... Kırılgan bır cocuktum iste ben Kırıldım.... Ama şimdi alısık olmadıgım bır gulumseme var gözlerimde sefkatle bakan gözlerin ne kolayda düsürdü maskemı yüzümden .... artık benım de bir yüregim var... yazan cahit akay
Zor gelir sıra vedalara, üzülme gözyaşını dök bitsin…
Ayrıldığımız çarşı kafe…Hergün içinden geçtiğim,geçerken gözümü yukarılara diktiğim çarşı kafe…Ağlamıştın,ağlamıştık iki dertli çocuk gibi…Hiç ağlamadığım kadar…Bilmediğim kadar…Mendilin durur hala yanıbaşımda…Hatıramı, yalan mı,tanık mı bilemedim…Ben dindiremesem de,sen olurda ara sıra içlenir ağlarsan…Bırak gözyaşını…Dök…Bitsin
Zor gelir sıra vedalara, üzülmBir ateş düşerde yüreğine, ararsan beni sevdiğim Bil ki yoruldum, gidemedim, uzaklarda değilim... Yarım kalmış, çaresiz sevdaların, ilk acısında, Oynanmış, kırılmış gönüllerin, son sancısında, Gidene dökülen gözyaşının, her damlasında, Sevmeye küsmüş yüreğinin, tam ortasında, Yokluğunla beni başbaşa bıraktığın yerdeyim... sevgilerimle cahit akay iyi günde kötü günde insanın yanında olabilicek sevincini üzüntüsünü paylaşabilecek gerçek dostlar bulmanız dileğiyle sevgiyle kalın allah emanet olun arkadaşlarım hayırlı akşamlar sakın gülmekten vaz geçmeyin bir gülüşünüz dünyaya beder sevgilerimle cahit akay
Gitme, kal diyemedim. Bitti demiştinya hani, İşte o an benim için bitmiştin...
enim yüreğim dönüşlere kapalıdır, Gireni çıkartmam, çıkmak isteyeni de tutmam... Sen yüreğimdeki yerini beğenmedin, Oysa sana yüreğimin en güzel yerini sunmuştum... Böyle bir yere sahip olmak isteyen o kadar çok kişi varki,,, Sen, sana altın tepside sunulan aşkıyüreğinin tersiyle teptin...
Sözlerin yaktı bedenimi, Gerçek sandığım o sözler varya... Gidişin vurdu yüreğimi, Hiç acımadan, vefasızca... sevgilerimle cahit akay
Yaşamı boyunca mutlu olmak isteyenler için mutluluk reçetesi...
AKLINI KULLAN iyice tanımadan hiçbir insana bağlanma. Bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma, acı çeken sen olursun. iyice soruşturup diğer insanların da haklı olabileceğini düsün. Seni takmayanı sen hiç takma, konuşmayanla asla konusma. Güvenmediğin biriyle asla flört etme. Yalanını yakaladığın kişinin düzelebileceğini düşünme. insanlara doğru değer ver, haketmeyenleri sil. Asla dönüp de arkana bakma. Sır tutmasını bil. Dostlarının sevgilinden daha önemli olduğunu unutma. Onları asla sevgilin için satma. Hakettiğin sevgiyi alamadın mı? kendini üzme, sorun sen değilsin. Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut. Kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama. Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et. Seni dinleyip anlamaya niyeti olmayanlarla tartışma. Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme. Eğer verdiğin sır o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme. Dostun olacak insanları bazı kriterlere göre belirle. Kendini öven insanlardan kaç. Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma. Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma
Zayıf olduğu zamanları bilecek kadar güçlü, korktuğunu kendisine itiraf edebilecek kadar cesur olsun; şerefli bir mağlubiyette mağrur ve dik kalabilsin; zaferde ise mütevazı ve şefkatli olabilsin.
Bana öyle bir evlat nasip etki ALLAH’ım,
Yapması gereken işler sadece birer arzu olarak kalmasın, seni tanıyan bir evlat olsun ve kendini tanımanın bilginin temel taşı olduğunu bilsin .
Sana yalvarırım ALLAH’ım, onu kolay ve rahat yollarda değil, güçlüklerle savaşmanın zevkini duyacağı yollarda yürüt ki, fırtınalarda ayakta kalmayı, ayakta kalamayanlar için de sevgi ve şefkat duymayı öğrensin.
Bana öyle bir evlat nasip etki ALLAH’ım,
Kalbi temiz olsun, ümitleri yüksek… Öyle bir evlat olsun ki, başkalarına hükmetmeden önce kendine hükmetmesi gerektiğini bilsin, öyle bir evlat ki, geleceğe uzansın ama geçmişi unutmasın. Ve bütün bunları ona verdikten sonra, yine yalvarırım ALLAH’ım, ona gülebilme duygusunu ver ki, daima ciddi olduğu halde kendisini fazla ciddiye almasın, ona alçakgönüllülük ver ki daima gerçek büyüklüğün sadeliğini, gerçek zekanın açık sözlülüğünü, gerçek gücün şefkat ve yumuşaklılığını hatırlasın. [/color
Başlamak için en uygun zamanı beklersen, hiç başlamayabilirsin, şimdi başla!Şu anda bulunduğun yerden elindekilerle başla...
"Kalbinizi Unutmuşsunuz Bey Efendi Hanım Efendi, Kalbinizi!!!"
Unutkandır insan. En çok da kendini unutur. İnsan yanını yitirir. Sık sık kalbini düşürür göğsünden. Vicdanına temas etmeden geçirir bir ömrü. Gönlünün gönlünü etmeden getirir yarını. Şehrin gürültüsünde, telaşların yangınında, görsel kandırmaların kuytusunda, yüzüne serince değen, senden hiç yüz çevirmeyen, boş söz ve yalan söylemeyen, unuttuğun yanlarını hatırlayan, düşürdüğün kalbini yakana yeniden takan, çiçek kokulu bir pencere önünde bekleyen, yağmur sonraları ikindilerde sıcacık tebessümeyle koyup gelen bir dost içtenliğini...
...kim istemez?
Ateşli politik cepheleşmelerde, ezici küresel gündemlerde unuttuğumuz nedir? Gündelik telaşlarda, taraflılıklara indirgenen bakışlarda yitirdiğimiz kimdir? En acımasız siyasal rakiplerin birlikte ağladığı bir görüntü yok mudur ülkemizde? İri puntolu manşetlerin, kalın harfli köşe yazılarının kalıplarını kırıp da, savunmasız ve çıplak yanlarımıza aniden dokunuveren bir, bizi kol kola getiren, herkesi birlikte kucaklayan, kucaklatan bir ortak sevincimiz yok mudur? Yeryüzünün kavgalara boğulmuş, tarafgirliklere parsellenmiş acılı yüzünde, hele de bu ülkenin coğrafyasında, o kadar çok ortak sızımız var ki, ortak hazzımız var ki? Niye kavga ediyoruz? Neyi bölüşemiyoruz?
Siyasal etiketleri bir düşürsek yakamızdan. Sayısal etkilenmeleri bir kenara koyuversek... Ortak değerlerimize eğileceğiz hüzünle.. Ortak kaygılarımızın başında kucaklaşacağız umutla. İnsanın olduğu her yerde, insan özünün unutulmadığı her zeminde bir huzur umudu vardır, sevinçlerin gök mavisi saklıdır.
Hayat Kısa,
Kuralları Yık,
Kolay Affet,
Kalpten Sev,
Kahkahalara Boğul,
Ve Yüzünü Güldürmeyi Başaran Hiç Bir Şeye Sırtını Dönme...
Hani,diyorum da,insanin gercekten mükemmel bir dostu olsa... "Ona",söyle,içine sindire-sindire,kocaman bir sarilsa... Yüreklilikle soylediginiz..."Canim benim!..dediginiz...
Telefonda bilesaatlerce konuştuğunuz,sıcacık biri... Cesur,sempatik,azimli,kararlı... Arayan,soran,"Seni özlüyorum"diyen biri. Böyle bir canli ile her şeyi konuşabilir,paylaşabilirsiniz. Yanıltmaz!
Anlayişla karşilar her şeyi... Hatalari,günahlari-sevaplari,her bir şeyi konuşabilirsiniz onunla... bir arayiş içinde olmanıza gerek yoktur. O kendiliğinden çıka gelir zaten.Bir gun bakarsınız,kapınızda... Bir da bakmışsınız sımsıcak sohbetler,derin konular,sırlar,paylaşımlar... Kimseye söyleyemediğinizi,en yakınınıza anlatamadığınızı,geçmişteki İzleri,geleceğe dairlerinizi,sadece ona anlatır olursunuz.
Kadin,erkek farketmez. Bir dost bulun!Ama gerçek olsun. Aradığınızda işinizi degil,sizi soran... Kötü gününüzde ev sahibi,iyi gününüzde kiracınız olsun. Anlatsın,konuşsun,açık-seçik,korkmadan yaşasin.Güvensin! Cinsiyeti olmasın!Bir kartal kadar haşin,bir maymun kadar şaklaban, bir ceylan kadar narin olsun.Doğrulari söylesin.Gözleriyle ve kalpten konuşsun. Yaşasin!Doya doya yaşasin,doya doya yaşatsın. Beyninden değil,yüreğinden versin."Olsun varsın!paylasırım."desin. Bir dostunuz olsun. Sizi ve benliğinizdekileri paylassin...Dost olsun! Ama...Gercek bir dost.. D O S T Ç A K A L I N...........